Bağımlılıkla Mücadele Koordinatörlüğü -

Çocuklarla Ölüm Konuşmak

gelişim üniversitesi
  1.   Bağımlılıkla Mücadele Koordinatörlüğü
  2. Haberler


Çocuklarla Ölüm Konuşmak


İstanbul Gelişim Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Çocuk ve Ergen Psikiyaristi Dr. Öğr. Üyesi Deniz YILDIZ toplum ruh sağlığı açısından önemli bir konu olan “Çocuklarla Ölüm Hakkında Konuşmak” konusunda paylaşımlarda bulunmuştur.


Ölüm, hem çocuk hem de yetişkinler için üzerinde konuşulması, anlaşılması ve kabul edilmesi güç bir gerçektir. Yetişkinler bazen kendi kaygılarından ötürü bazen de çocukları ölümün sarsıcı etkilerinden korumak için, bunun çocuklardan gizlenmesi gereken bir durum olduğunu düşünebilirler. Oysa çocuklar bu zor durumla başetmek adına güvendikleri yetişkinlerin açıklamalarına, yardımlarına çok ihtiyaç duyarlar. Gelişimsel düzeylerinin izin verdiği ölçüde mümkünse ebeveynleri, ebeveynler hayatta değilse çocukların tanıdıkları, güvendikleri veya yakın ilişki kurdukları yetişkinler tarafından onlara yapılan dürüst ve samimi açıklamalar ve konuşabilecekleri, duygularını ifade edebilecekleri ortamların sağlanması çocukların ölüm sonrası yas süreçlerini sağlıklı bir biçimde atlatabilmelerine yardımcı olacaktır. Ölüm çocuklara ne kadar uygun şekilde anlatılırsa anlatılsın sevilen bir yakının özellikle de ebeveynlerin kaybı, güç bir olaydır. Yetişkinlerde olduğu gibi çocuklarda da bir yas süreci söz konusu olacaktır.

Çocukların gelişim düzeyine göre ölüm kavramını algılayışları ve anlamaları farklılık gösterir. İki yaşına kadar çocuklar, ölüm kavramını tam olarak algılayamayacak kadar küçüktürler. Ölüm onların gözünde uzun süreli bir ayrılık ya da yolculuk gibidir. Okul öncesi dönemde ise çocuk için ölüm geçici bir olaydır; ölen kişinin tekrar döneceğini düşünürler. Bu dönemde çocuklar yeterince isteyerek, güçlü dileklerde bulunarak ölen kişinin yeniden canlanacağını düşünebilirler. İlkokul döneminde çocuklar, ölümün geri dönüşü olmayan bir son olduğu gerçeğini artık algılamaya başlar, ancak kendisinin ve sevdiklerinin ölmeyeceğine inanırlar. Genellikle ölümün hasta veya yaşlı kişilerin başına geleceğini düşünürler. 10 yaşından sonra, çocuklar ölüm kavramını daha net algılamaya başlarlar. Ölümün yaşamın sonu olduğunu, herkesin başına gelebileceğini ve yaşama geri dönüşün olmadığını bilirler.

Çocuklara ölüm haberi kim tarafından ve nasıl anlatılmalıdır?

Ölüm haberini çocuğa mümkünse ebeveyni, eğer ebeveynler hayatta değilse sevdiği, güvendiği ve kendisine en yakın hissettiği kişi vermelidir. Çocuğun hayatta akrabası kalmaması durumunda ise yakın ilişki kurabildiği bir kişi haberi verebilir. Çocuğa yalan söylememek önemlidir, aksi halde gerçeği öğrendiğinde güven hissi sarsılabilir.
Çocuğa ölümün yaşamın sonu olduğu, ölen kişinin artık gelmeyeceği basit bir dille anlatılmalıdır. Ölen kişinin vücut fonksiyonlarının artık çalışmadığı yaşına uygun bir dille ifade edilmelidir. ‘Ölüm’ kelimesini kullanmak önemlidir. Vefat etti, gitti gibi kavramlar somut evredeki çocuğun kafasını daha çok karıştıracaktır. Ölümü uykuya benzeterek anlatmak, özellikle küçük çocuklarda uykuda kendisinin de ölebileceği fikrinin gelişmesine ve bunun sonucunda uyku problemleri yaşamasına neden olabilir. Anne-babasının da uyuması halinde huzursuz hissedebilirler. Ölen kişinin çocuğu yukarıdan izlediği, gördüğü şeklindeki yorumlar çocuklarda ayrı bir tedirginliğe yol açabilmektedir.
 
Çocukların konu hakkında soru sormasına alan açılmalı, yanıtlar somut bir dille verilmelidir. Böylece akıl karışıklığının ve gerçekçi olmayan hayallerin önüne geçilebilir. Kişi cevap vermekte zorlanıyorsa veya ne cevap vereceğinden emin değilse, soruyu yanıtlamak için biraz zamana ihtiyacı olduğunu ifade etmesinde sakınca yoktur, ancak sonrasında söz verildiği üzere soruya tekrar dönüş yapmak önemlidir. Soruları geçiştirmek, çocuğun boşlukları kendince doldurmasına sebep olabilir, sonuçta merakını, endişesini artırır.
Çocuk açısından, durumu anlatacak kişinin davranışları da çok önemlidir. Abartılı tepkilerden kaçınmak, çocuk anlatmak isterse bolca etkin dinlemeye alan açmak gereklidir. Böylece çocuk kendini ve duygularını ifade edebilir. Bir yakınını kaybeden çocuğun hayatındaki en önemli değişiklik, ölen kişinin artık olmamasının yanında çocuğun hayata dair güvenlik endişesi deneyimlemesidir. Çocuk anne babasının her zaman yanında olacağına dair inancını yitirmiştir ve bir gün kendisinin de öleceği düşüncesiyle tanışmıştır. “Peki siz de mi öleceksiniz, ben de mi öleceğim?” gibi sorular çocukların bu dönemde sıklıkla sordukları sorulardır. Bu sorulara “Şu anda hepimiz sağlıklıyız, senin ve bizim için önümüzde uzun bir yaşam var, şimdi, burada, birlikteyiz ve güvendeyiz” düşüncesine yardımcı olacak, açık ve güven verecek yanıtlar verilmesi önemlidir.

Çocuklar bu dönemde kendini yalnız hissedebilirler, kendilerine hem duygusal hem de fiziksel olarak destek olabilecek birine ihtiyaç duyarlar. Yakınını kaybeden çocuk öfke, saldırganlık, bebeksi tavırlar gösterebilir. Bu durumun geçici bir durum olduğu bilinmeli, çocuğa karşı anlayışlı ve sabırlı davranılmalıdır. Çocuğun yaşadığı üzüntüyü oyun oynama, resim yapma, spor gibi etkinliklerle dışa vurmasına olanak sağlanmalıdır. Çocuğun alıştığı düzenin (yemek saatleri, uyku saatleri, kurallar vb) mümkün olduğunca korunması sağlanmalıdır. Kaybedilen ebeveyne/yakına dair fotoğraflar, eşyalar, anılar ortadan kaldırılmaya çalışılmamalıdır. Ailenin kaybedilen kişiyi hatırlayabileceği bir anı köşesi oluşturulabilir.

Yas sürecinde çocukların kendilerinin ya da ebeveynlerinin başına kötü şeyler geleceğine ilişkin korkuları nedeniyle okula gitmeyi reddetme; günlük etkinlik ve olağan düzeni engelleyecek ölçüde yoğun olarak yaşanan korku ve endişelerin gözlemlenmesi; okul başarısında ani düşüş, içe kapanma, dikkat eksikliği, isteksizlik, uyku ve beslenme bozuklukları, üzüntü, sıklıkla ağlama gibi belirtilerin uzun sürelerce, yaklaşık her gün sergilenmesi; sürekli olarak ölen kişiyi taklit etmesi ve ölen kişinin yanına gitmek isteğini çok sık vurgulaması gibi belirtiler çocuğun yardıma gereksinim duyduğunu gösteren bazı uyarıcılardır, bu ve benzeri durumlarda ebeveynler uzman desteği almaktan kaçınmamalıdırlar.

Haberler